Kayıtlar

 Üç gün/lük bebe ,üç gün/lük ömür... Bir koca bahçenin demir çamaşırlıkları tam ortada ,ipler dolamışlar boynuna dolana dolana .Merhamet !Ey insafsızlar ,der gibi demir çamaşırlık  çamaşır iplerine,ip dolandıkça sıkıyor demiri  yok  ya bir can parçası sonra birden... tam ortada unutulmuş bir gömlek ,zayıf cılız iki plastik mandal -tahta değil plastik -unutmuşlar ,kim bilir kaçıncı yıkanışı kim bilir kaçıncı arınmaz tanıklığı.Üç gün/lük heyecanı kalakalmış alışkanlığın kalıbında.Bahçe,çalı ,süpürge,yarı toprak yarı beton patika ,sert rüzgar ,evin ışıkları,soğuk da üstelik ,üstelik üç gün/lük yaz ,ekmek de yetmemişti çünkü ekmemişlerdi .Öyle eğreti,eğri ,eğen,eğilen.. Size de oluyor mu ?,dedi bahçede unutulmuş gömlek hani şu yıkanmış ve asılmış olan bir de unutulmuş. Üç gün/lük ...saya saya saymalara , dolana dolana ,plastik tahta değil ,ucuz çünkü üç gün/lük...  ... Burcu
 Yazmalıyım yeniden .... Duyduğumu,gördüğümü,anladığımı,hissettiğimi yazmalıyım . Günün tarihini yazın mutlaka defterlerinize,derim hep.Öğrencilerime bunu derken ben unuttum tarihe not düşmeyi .Eleştiren eleştirir ,seven sever.Bu günler zor günler canımıza basanların karasına bulanmamak için yazmak gerek.Seslenişlerimiz ,çağırmalarımız bu kadar çokken kimin sesi kalıyor geride?Anda bir kök sanırım yazmak ,kalmak için,bir kararda durmak gerek.. Fazıl Hünü Dağlarca demiş ki ; 'Anlamak bir gezidir bir başkasının ülkesinde.'Bir geziye çoktandır ihtiyacımız var bunun için yazmak gerek,duymak, anlatmak gerek. 31 Aralık 2020'de yola tekrar düş olmak niyetiyle ,belki ara ara yazarım (kendim kendimi rahat bırakırsam.) Aslında her şey olması gerektiği gibi, ne bir eksik ne bir fazla bunun için bırakmak gerek ,bırakıp yürümek gerek ,yürürken sepetine koyduğun ne varsa yazmak gerek....insana dokunmak gerek 'inadına', 'rağmen' Burcu    

Sosyal Mesafe ...sahi kimdin sen?

      Sosyal mesafenin tanımsız yaşandığı günlerden bugüne evrildik.Aslında yaşadığımız tek gerçekti şimdi Corona günlerinde etten kemikten ,herkesin gördüğü ,bildiği ,tanıdığı hatta dokunabildiği bir bedene kavuştu.Adımın bilinmediği ,varlığımın yok sayıldığı bir sınıf ortamından eve gönderildim,yer değişti ancak davranış,bakış,tutum,his aynı."bir öğrencimin sözleri bunlar ;diktelere ,ödevlere,notlara,videolara ,yoksalara boğulmuş onlarca öğrencimden sadece birinin sözleri. Bugüne birey olduğunun farkına varamamış.kendi duygularına yabancı ve varlığını bir "sıfat,statü ya da sınıf "üzerinden tanımlamış onca yetişkin arasında nasıl olur da bilmezsin sosyal mesafeyi?Sana yaşattığı yoksunluğu hatırlamazsın nasıl?            "Karşı çıkmak istediğim evler,koltuklar,halılar,müzikler,öğretmenler var.Karşı çıkmak istediği,m kurallar var.Bir haykırış!Küçük dünyanız sizin olsun.Bir haykırış!"               ...

Corona günleri 13 Mart 2020 Cuma ...

  Sen busun,sen şusun,sen böylesin,ben böyleyim,ben,sen,siz,biz,onlar...Hep bir 'öteki' hep bir ayırma,bölme,çarpma,çıkarma.Kim toplayacak kim?    Kimdi insanı dört duvardan çıkaran ve neydi yine dört duvara hapseden?Herkes kendi içine dönerken acıta acıta tutunuyor bugüne getirdiklerine...    Hadi kolaysa Kendine tutun!!!!